Av.Ahmet Kemal Şenpolat



Selden Çıkaracağımız Önemli Ders !

E-posta PDF

Türkiye’de hayvanları belediyeler kurtarmaz.

Eğer kurtarırsa orada mutlaka tesadüfen bizim gibi iyi niyetli hayvan dostları memurlar vardır. Genelde de bu kişileri zaten masa başlarında pek bulamazsınız. Diğerleri de ya bilgisayar başında chat yaparlar , ya tetris oynarlar ya da akşam eve kendilerini götürecek servis saatlerini beklediğini görürsünüz. Çoğunun hayvanları kurtarmak , korumak görev yetkileri dahilinde olsa bile , sonuçta onlar "öteki" olduğu için ve şikayet edemeyecekleri için kimsenin umrunda değildir. Yazılı yanıtları sorumluluktan kaçınacak şekilde diplomatiktir.

O zaman hayvanları yine o bataklıktan ,zehirden , çamurdan kurtaracak ekip ya profesyonel ekiplerdir ya da bu konuda eğitilmiş gönüllülerdir.

Sel Felaketi

Bu sel felaketinden çıkarılacak en büyük ders kanımca bu olmalıdır.

Bizim de maalesef halen böyle bir ekibimiz yoktur. ( gerçi bir zamanlar ambulansımız da yoktu )

Bir sonraki felakete canavar gibi hazır ,  fazla değil on kişilik örgütlenmiş aktif destek grubu ile bunu başarılabilir. On kişilik komando ekibi gibi.

Maalesef bu ekibi bugüne kadar kuramadık. Gerek parasızlıktan , gerekse halen devam eden dernekler arası etiketlenmeden ve insanların bibirine karşı önyargısından.  Hatta hayvansevmesine rağmen bu kişilerin  birbirine güvensizliğinden ve karalamasından.

Halbuki on kişilik örgütlü ve eğitilmiş  bir "aktif destek grubu" olmuş olsaydı acil olarak olay yerine intikal eder , internet üzerinden gelen var mı diye bilinçli bilinçsiz herkesi oraya çağırmaz , barınağa bile hayatında gitmemiş kişiler ele ayağa dolanmaz ,  gereksiz bir koordinasyon ve iletişim kopukluğu olmazdı diye düşünüyorum.

İyiniyetli arkadaşlarımızın gerçekten gecenin o vaktinde elini öpmek lazım. Büyük çaba gösterdiler. Ama emin olun onlardan bile çoğu bir kaç ay sonrasına aramızda kalmayacaklar. Yine bizbize kalacağız. Herkesin Bahçeşehir'e odaklanmasının nedeni çaresizlikten olduğunu da kabul etmemiz gerekiyor.

Ancak , orada bulunan suyun kimyasal atıklar nedeniyle zehirli olma olasılığından tutun , suya elektirik akımının karışmasına kadar bir çok tedbir panik nedeniyle göz ardı bile edildiğinden eminim . Ve daha büyük bir felaketin eşiginden de döndüğümüz için kendimizi şanslı kabul etmemiz gerekir.  Bu da açıkçası "şans" olarak değerlendirilmeli. Hele bir önemli konu daha var ki ondan şu anda bahsetmek bile istemiyorum , umarım kimse de bu toz duman arasında farkına varmaz ve unutulup gider.

Özetleyecek olursak bu olaydan acil olarak ders çıkarıp öncelikle büyük illerde acil kurtarma ekibi oluşturmamız ve işi ehline bırakmamız gerekmektedir. Yani olay meydana geldiğinde bu arkadaşlarımız ne malzeme , ne araç , ne iletişim gibi sorunlarla karşılaşmamalı , tahliye planından hayvanların nakil edileceği yerlere kadar ön provalarının aylar öncesinden yapılması gereklidir.

Bu ekipte çalışacak  kişiler hangi derneğe ya da semte ait olursa olsun bu iş ekip işidir ve acil olarak bunun kurulması gerekli , hatta bunun için de özel bütçe oluşturulmalıdır.

Ben , şahsen dışardan olaylara bakan biri olarak çıkarttığım tek ders bu olmuştur. Yoksa diğer felaketlerde de başımıza gelecek kaçınılmaz son yine bu olacaktır.

Istanbul nasılki depremeden , sellerden on yıl sonra bile ders almadı , bari bizler bu son sel olayını bahane edip artık ekip olarak çalışabilmek ve hatta o ekibe de ne olursa olsun güvenebilmek ve her zaman için de "onlar bizden biri , onlar bizim arkadaşımız , onlar can kurtarma ekibi" diyebilme gururunu taşıyabilmemiz  gerekir.

O günleri görür müyüz dersiniz ?

Av . Ahmet Kemal Şenpolat

Sel Felaketi

Sel Felaketi

Sel Felaketi

Sel Felaketi

Son Güncelleme ( Pazar, 28 Mart 2010 11:13 )
 

BURSA İL TARIM MÜDÜRLÜĞÜ’NE

E-posta PDF

Bu dilekçeyi indirmek için tıklayın.
Video ve resimler yazının altındadır.

haytap logo

TARİH : 23/08/2009
SAYI    :  2009/23

BURSA İL TARIM MÜDÜRLÜĞÜ’NE
 
KONU: Bursam Et Entegre Tesislerinde hamile bir inek ve yavrusuna işkence ile kesim yapılması, veteriner kontrol hizmetlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle bu işletmenin ruhsat iptali ve çalışanları hakkında suç duyurusunda bulunularak konunun Bursa Savcılığına intikal ettirilmesi talebi.

Bursa ilinde Bursam Et Entegre adlı bir kesimhanede hamile bir ineğin ve yavrusunun işkence edilerek kesilmesine ve bu işletmenin insan sağlığını tehdit eder düzeyde çalıştığına ilişkin bilgi ve gazete haberlerinin bulunması, internet üzerinden yayınlanan görüntüler kamuoyunda derin infial oluşmasına sebep olacak niteliktedir.

3285 Sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yasasının 33. maddesi ve bu yasanın ilgili yönetmeliği mezbahalarda kesilecek hayvanların kesim usul ve şartlarını açıkça belirlemiştir. İzlenen görüntülerde görüldüğü üzere gebe bir hayvanın ve yavrusunun işkence ile Bursam Et adlı firmanın mezbahasında kesildiği görülmektedir.  Konu kamuoyunda büyük bir infial yaratmaya devam etmektedir.

Görüntüler izlendiğinde görüleceği üzere kesimhanede bulunan kişilerin ellerinde sigara bulunması da gerçekleştirilen kesimlerin ne kadar gayriciddi yapıldığının ve hiçbir denetim olmadığının ve birçok unsurda insan sağlığını tehdit edici hijyen koşullarına da aykırılık içinde olunduğun açıkça görülmektedir.

Aynı şekilde 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu da gebe hayvanların kesimini yasakladığı gibi yavru hayvanların bu şekilde işkence ile kesimini kesinlikle yasaklamıştır. Kesimin bir anda ve en az acı verecek şekilde yapılması yasada ve uygulama yönetmeliğinde açıkça belirtilmiştir.

Kesilen hayvanın gebe olduğu belli olduğuna göre, bu mezbahada veteriner hekim kontrolünün dahi yapılmadığı, gelen tüm büyükbaş hayvanların herhangi bir kontrole girmediği kanısı da karinedir.  Büyük olasılıkla diğer birçok hayvan da veteriner hekim kontrolünden geçmeden kesime gitmektedir ve konu ayrıca insan sağlığı açısından da tehdit edici boyuttadır. Bir veteriner hekimin hamile bir hayvanı tespit edememesi mümkün olmadığına göre, diğer birçok hastalık denetimine de hayvanların tabi tutulmadığı akla gelmektedir.

2005 yılında Tarım Bakanlığı Hayvan Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan Kırmızı Et Ve Et Ürünleri Üretim Çalışma Ve Denetleme Usul  ve Esaslarına Dair Yönetmeliğin 92. ve 93.  maddeleri  de açıkça:
“gebelik müddetinin üçte ikisini doldurmuş gebeler, bir hafta önce doğum yapmış inekler ve ateşi çok yüksek hayvanların kesilmesine müsaade edilmez”
demektedir.

Aynı yasa ve yönetmelik kesim yerlerinin kontrolünü 104. madde ile hükümet veteriner hekimlerine vermiştir.

Kesim Yerlerinin Kontrolü

Madde 104- Mezbaha, et kombinası ve kesim yerleri, illerde Bakanlık il müdürlüğünde görevli veteriner hekimlerce, ilçelerde hükümet veteriner hekimince hijyenik şartlar bakımından kontrol edilir. (Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının yetki ve sorumlulukları saklıdır.)

Görüntüler izlendikten sonra söz konusu olayın basit bir mezbaha kesimi olmadığı, birçok yasa ve yönetmeliğin de denetimsizlik nedeniyle açıkça ihlal edilmekte olduğun görülmektedir. Vince asılıp işkence ile kesilmeye çalışılan gebe bir hayvanın bağırışları aslında can acısından değil yavrusunun olduğunu belirtmek istediğinden olduğunu, bu işin ehli olan tüm veterinerler ve uzman kişiler bilir.

Bu tip olayların bir daha emsal teşkil etmemesi ve basit idari para cezaları ya da uyarılarla geçiştirilmemesi için müdürlüğünüzce kesinlikle ruhsat iptali istenmeli, burada çalışan veteriner hekim dâhil çalışan kişiler için suç duyurusunda bulunulmalı,  bir daha bu kesimhanelerde çalışmamaları sağlanmalıdır.

Bursam Et Entegre tesislerine ilişkin yapılacak işlemlerin tarafımıza 4982 sayılı bilgi edinme yasası gereği bilgi ve yanıt verilmesini emir ve müsaadelerinize saygılarımızla  arz ederiz.

HAYVAN HAKLARI FEDERASYONU
YÖNETİM KURULU BAŞKANI

Av. Ahmet Kemal Şenpolat

EK: 1.Konu İle İlgili resimler  ve video

Hukuki Dayanak :
5285 sayılı Türk Ceza Kanunu
3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yasası ve Yönetmeliği
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve Yönetmeliği
31.10.2008 Tarih Ve 27040 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Kırmızı Et ve Et Ürünleri Üretim Çalışma Ve Denetleme Usul Ve Esaslarına Dair Yönetmelik

DAĞITIM :
TC Tarım Ve Köy İşleri Bakanlığı
Bursa Valiliği
Bursa İl Çevre Müdürlüğü
TBMM Başkanlığına
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı
BIMER
Tarım Ve Köy İşleri Bakanlığı Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü
Bursa  İl Sağlık Müdürlüğü
Bursa Milletvekilleri,
Bursam Et Entegre Tesisi
Ulusal ve Yerel Basın Kuruluşları
HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu Üyeleri

Bursa
 
bursa
 
bursa
 
Videoyu İzlemek için buraya tıklayin


 

 

Son Güncelleme ( Pazartesi, 24 Ağustos 2009 18:48 )
 

Hülya Avşar ve Av. Şenpolat TURKMAX 'ta Hayvan Haklarını Konuşuyor...

E-posta PDF
Hülya Avşar ile HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Av Ahmet Kemal Şenpolat geçen hafta yayınlanan programın tekrarında   kanalında  Türkiye'deki ve dünyadaki hayvan hakları ihlallerini , yasaları , bugüne kadar yapılanları yapılmayanların , barınakları , siyasi partileri , kürkü , avcılığı , petshopları , su havzalarındaki imar yapılaşmasını , sivrisinekleri çok geniş bir şekilde yaklaşık bir saat boyunca konustular.


Program başlamadan önce federasyon kurucu üyemiz BGDnin hazırlamış olduğu film ile , ayrıca Turkmaks'ın federasyonumuzun kurulmasından kısa zaman zarfında yapmış olduğu çalışmaları anlatan iki üç dakikalık kısa bir film de yayında oldu. Özellikle siyasilere oy yok kampanyamız prime time döneminde televizyon ekranlarına da  cikmis oldu.

Programı izlemek isteyenler için Turkmaks 'ın sadece Digiturk üyelerine 23. kanal üzerinden yayın yaptığını hatırlatalım.

Sayın Hülya Avşar'a , ekibine , Digiturk ve Turkmax çalışanlarına canlarımızın sesine de kulak verdikleri onların yaşamış oldukları ızdırabı anlatabilmemize bu fırsatı  verdikleri için tekrar tekrar teşekkür ediyoruz.

HAYTAP
HAYVAN HAKLARI FEDERASYONU
Tel Fax : 0 212 358 00 71
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
www.haytap.org


 
İsterseniz Haberin videosunu üç parça halinde bilgisayarınıza indirebilirsiniz. Videoların boyutu biraz büyük olduğundan indirme süresi 6 - 8 dk sürebilir. İndirirken lütfen bekleyiniz.
 
 
Son Güncelleme ( Cumartesi, 04 Temmuz 2009 10:39 )
 

Sokak Hayvanlarına Şiddete Son...

E-posta PDF
    Sahipli Hayvandan kıymeti, para etmesi, fatura değeri taşıması nedeniyle mahkemeler yetkiliyken, hiçbir değeri olmayan bir sokak hayvanı için başvurulacak makam bölgenizdeki il çevre müdürlüğüdür.
 
Ahmet kemal Şenpolat
Sokak Hayvanlarına Şiddet
Son Güncelleme ( Cumartesi, 25 Temmuz 2009 12:43 )
 

Hayvana Kotu Muamele ile Toplumsal Siddet Arasindaki Iliski...

E-posta PDF

Son 30 yılda psikoloji, sosyoloji ve kriminoloji alanında yayınlanan kitap ve bilimsel makaleler, çocuk ve yaşlıları istismar edenlerle, eşlerini dövenler dahil olmak üzere, şiddet şuçları işleyen kişilerin, çocukluk ve gençlik dönemlerinde, ciddi boyutlarda ve tekrarlanan nitelikte hayvanlara karşı kötü davranışlar sergilediklerini ve seri katillerin hemen hepsinin küçükken, hayvanlara işkence ettiğini, hatta öldürdüğünü gösteriyor. Psikiyatri uzmanlarının bağlı bulunduğu meslek örgütleri, hayvanlara fena muameleyi, davranış bozukluğunun tanısında bir kriter kabul ediyorlar.


Hayvanlara kötü davranan her çocuğun, ileriki yaşlarda şiddet içerikli suçlar işleyeceğini öngörmek elbette yanlış olur. Ancak bu çocuklardan hangisinin şiddete yöneleneceğini önceden kestirmek mümkün olamayacağından, her birinin, hele onları döven, işkence eden ve öldürenlerin mutlaka ciddiye alınması gerekir. Kısacası, hayvana fena muamele, bir erken uyarı işareti olarak değerlendirilmelidir..."

 

 

Hayvana karşı davranış ile aile içi şiddet arasında ilişki kuran pek çok çalışma yayınlandı. Örneğin Yale Üniversitesinden antropolog David Levinson, farklı kültürlerde aile içi şiddeti inceleyen kitabında, hayvanlara kötü davranan toplumlardaki kadınların, eşleri tarafından 'daha fazla şiddete' maruz kaldığını ve 'öldürülme riski' taşıdıklarını kanıtladı.

 


2000'lere gelindiğinde, "hayvana şiddet olan yerde, insana şiddet vardır" noktasına varıldı ve suçla mücadelenin ilk basamağının, hayvanlara yönelik ihmal, istismar ve her türlü şiddetin durdurulması olduğunda karar kılındı. Avrupa ve Amerikanın birçok ilkokuluna, hayvan haklarını işleyen, hayvan sevgisini geliştiren dersler konmasının nedeni budur...

 

Ve bizim yasalarımız hala hayvanlara karşı her türlü kötü muameleyi kabahatler kanunu kapsamında görüyor…yani hayvana eziyet eden sembolik bir idari para cezası ile mahkeme karşısında çıkmadan , sabıkasına bu fiil suç kaubl edilmediği ve “kabahat” olarak kabul edildiği için işlenmiyor

 

Mevcut Hayvanları Koruma Kanunu maalesef 'hayvanları sakın koruma' şeklinde işliyor. Yasa, sahipsiz hayvanı can olarak değil, mal olarak görüyor, bu nedenle de hayvana karşı işlenen suçlarda ceza kanunu uygulanmıyor" dedi.
 
"Savcı vicdanı sızlasa da takipsizlik kararı veriyor. Bu tür kötü muamelelerde , Kabahatler Kanunu'na göre il çevre müdürlükleri ya da kaymakamlıklar tarafından 250-300 TL para cezası veriliyor zaten çoğunda  devlet bu parayı tahsil edemiyor. Bu kişiler hiç mahkemeye çıkmadıkları için sabıkalarına da bu suç işlenmiyor. Savcılar bu tür olaylarla karşılaştıklarında vicdanları sızlasa da kanun gereği yetkisizlik kararı vermek zorunda kalıyor

 

Sokak hayvanlarına her türlü eziyet, işkence yapanların, tecavüz edenlerin yargı önünde hesap vermek yerine komik para cezalarına çarptırılmaları kanunun en önemli eksikliği Kanunun öncelikle bu yönden federasyonumuzun TBMM ye vermiş olduğu , milletvekilleri sayın Nedim Öztürk ve Bülent baratalının sahiplendiği bu teklifleri doğrultusunda değişmesini, bu kişilerin mahkemelerde yargılanmalarını istiyoruz

aşağıdaki olayda olduğu gibi ncelikle bu tür suçların ceza yasası kapsamına alınması, suçu işleyenlerin hürriyeti bağlayıcı cezalara çarptırılması, akıl sağlığı yönünden muayene ve tedavilerinin yapılması için gereken her türlü çabayı da zaten gösteriyoruz.

 

"Hayvana eziyet yapan potansiyel suçlu"

Hayvanlara eziyet eden kişilerin bir yaptırım uygulanmaması nedeniyle insanlara yönelik suçlar da işledikleri artık gün gibi ortadır. Bugün hayvana eziyet yapan kişinin yarın insana yönelik suçlarda potansiyel suçlu olabileceği unutulmamalı. Bu kişilerin yarın bize, çocuğumuza zarar vermeyeceğini kim söyleyebilir. Hayvan haklarına sahip çıkarsak insan haklarını da korumuş oluruz. Bu nedenle yasa bir an önce bünyesinde yüzlerce kişiyi barındıran , herkesin hemfikir olduğu 13 dernek ve 50ye yakın temsilci ile temsil edilen ve Türkiye’nin en büyük ve etkin hayvan hakları örgütü olan federasyonumuzun talepleri de dikkate alınarak değişmeli. Çok da zor bir şey değil aslında istediğimiz

 

 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 - 8